İngilizce Telefonda Konuşma Kalıpları Diyalogları

İngilizce Telefon Görüşmeleri
İngilizce telefon konuşması diyalogları uzun,karşılıklı telefon konuşması örnekleri,ingilizce telefonla konuşma örnekleri

Hold on (Hold the line) please.
Hatta kalın lütfen.


Who is calling?
Kim arıyor?

I will connect you with Mr.Brown.
Sizi Bay Brown’a bağlayacağım.

You are welcome.
Rica ederim.

One moment (Just a moment) please.
Bir dakika Lütfen.


This/it is Nihat.
Ben Nihat.



Could you spell it please?
Lütfen, heceleyebilir misiniz?

May I take your message?
Mesajınızı alabilir miyim?

May I leave a message?
Mesaj bırakabilir miyim?

Ms.Green is with a client!
Bayan Green bir müşteri ile beraber!

When will he/she be free?
Ne zaman müsait olacak?

I would like to cancel my appointment.
Randevumu iptal etmek istiyorum.

I would like to book a double room.
Çift kişilik bir oda ayırtmak istiyorum.

The number is occupied/engaged/busy.
Numara meşgul.

In that case!
Öyleyse!

 -------------------------------

Hello (Alo)
Michael residence (Michael'in evi)
This is John Black. (Ben John Black)
Mary, may I help you. (Ben Mary, yardımcı olabilir miyim?)
Mary speaking. (Ben Mary)
Who do you want to talk to? (Kiminle konuşmak isterdiniz?)
Who do you want to speak with? (Kiminle konuşmak istiyorsunuz?)
May I tell her who is calling? (Ona kimin aradığını söyleyebilir miyim?)
Whom shall I say is calling? (Kim arıyor diyeyim?)
Let me page her. (Onu çağırayım.)
Just a second, I have another call. (Bir saniye, hatta başka biri var.)
Hang on a moment. (Bir saniye bekleyin.)
Hung on a second. (Bir saniye bekleyin.)
For whom are you holding? (Kiminle konuşmayı bekliyordunuz?)
Are you being helped? (Size yardım ediliyor mu?)
He is not in, would you like to call back? (Şu an burada değil, tekrar aramak ister miydiniz?)
He isn't available. Can I take a message? (Burada değil. Not alabilir miyim?)
Could I take a message? (Not alabilir miyim?)
I really have to go now. (Kapatmam lazım)
Can I call you back? (Seni daha sonra arayabilir miyim?)
Can we continue this later? (Konuşmaya daha sonra devam edebilir miyiz?)
What is the area code for New York? (New York'un bölge kodu nedir?)
I can't get through this number. (Bu numaraya bağlanamıyorum.)
This telephone is out of order. (Bu telefon çalışmıyor.)
There is a probelem with the lines. (Hatlarda bir problem var.)
The number is busy. (Numara meşgul)
The number can't be reached at the moment. (Numaraya şu an ulaşılamıyor.)

Bazı insanlar yabancı dilde telefon görüşmeleri yapmayı zor bulurlar. Bu çok makuldür, zira tamamen rezil olmamak için her şeyden önemlisi iyi bir hazırlıktır. Bu zamandan tasarruf sağlar ve her şeyden önce sinirleri yatıştırır. İlk etki güven verir. Bir kekeleme veya sinirli giriş karşı tarafta gayri ciddi bir etki bırakabilir. O halde kendini iyi hissetmek ve telefon görüşmesine mükemmel hazırlık yapmak önemlidir.

(Telefonla) iş görüşme hazırlığı ile başlıyoruz.
Birincisi telefon görüşmesinde faydalanabileceğiniz tüm bilgileri toplamalısınız: – Telefon numarasını ve kontak kuracağınız kişinin tam adını - not için bir takvim, kalem ve kağıt-  ve aynı şekilde adres ve telefon numarası gibi iletişim bilgilerini en iyisi hazır tutunuz.
Çok önemli: Sessiz bir ortamda bulunduğunuzdan emin olunuz. Yani: Yurt dışı ile bir telefon görüşmesi yaptığınız konusunda meslektaşlarınızın dikkatini çekiniz, radyo, ve/veya televizyon ve yine diğer rahatsız edici sesleri kapatınız.

Telefon görüşmesi için bir hedef belirleyiniz: Maksadınız ne? Madde başlıklarıyla telefon görüşmenizin hedeflerini yazıya dökünüz.  Bununla konuşmanın özetini ve hedefini gözden kaçırmazsınız. Muhtemelen tek şansınız isteğinizi konuşma arkadaşınıza iletmektir.
İş görüşmenize (telefonla) başlayınız ( İş İngilizcesi örneğinde) Telefonda iş görüşmesi üç aşamadan oluşur: Takdim/Giriş, esas bölüm ve kısa bir özet.
Kendinizi tanıtın :  Telefon görüşmesinin başında kendinizi tanıtın ve/veya kim olduğunuzu konuşma arkadaşınıza hatırlatınız.
Samimi olunuz. Zamanının birkaç dakikasını size ayırdığı için konuşma arkadaşınıza teşekkür ediniz.. (“Benimle görüşmeye zaman ayırdığınız için teşekkür etmek istiyorum. Eğer programınız yoğunsa bu sadece bir dakikanızı alacaktır.”).

Konuşma arkadaşınızın telefon görüşmesi için zamanının olduğundan emin olmalısınız. Şayet vakti yoksa yeniden bir randevu almayı deneyiniz.
Neyiniz olduğunu açıklayınız. İsteğinizi dile getiriniz. Konuşmayı anlamsız bir  „Çet“ ( sohbet) ile sonlandırmayınız.
Konuşma arkadaşınızın arada bir ne söylediğinizi tekrarlaması önemlidir.  Bununla onun sohbeti kastettiğiniz gibi anlamış olmasından emin olunuz.
Konuşmanın sonunda konuşmayı bir kez daha özetlemelisiniz ve muhtemel açıkta kalan görev ve sorumlulukları açıklığa kavuşturmalısınız.Konuşmayı bir kez daha zaman ayırdığı için konuşma arkadaşınıza teşekkür ederek bitiriniz. En iyisi başka bir telefon görüşmesi için hemen bir randevu alınız.
İngilizcede telefonla kalıplaşmış konuşma biçimleri:
Telefonla görüşmenin başında :

Hello/Good morning/Good afternoon
Can I speak to (name), please?
May I speak to (name), please?
I would like to speak to (name) please.
I am trying to contact (name)
This is (your name) from (your company’s name) …
Bir telefon çağrısını kabul etmek:

(your name) speaking
(company name)(your name) speaking
(your name) speaking, how can I help you?
(company name)(your name) speaking, can I help you?
Telefon edene diğer bilgileri sormak:

Excuse me, who is calling?
I am sorry, who is speaking?
Where are you calling from?
Are you sure you have the right number?
Can you please tell me (question)?
Telefon edenden bir dakika beklemesini rica etmek:

Just a moment, please.
Could you wait for a moment, please?
Could hold on a second, please?
Can you hold the line, please?
Bir bağlantı kurmak (Örneğin bir meslektaşla)

Thank you for holding.
I’ll put you through now.
The line is free now. I’ll put you through.
I’ll connect you now/I’m connecting you now.
Telefonda teknik problemler:

The line is very bad. Could you speak up, please?
Could you repeat that, please?
I’m afraid I can’t hear you.
Yanlış bağlanma


I am afraid we don’t have a Mr/Mrs/Miss (name) here.
I’m sorry. There is nobody by that name.
I’m sorry. I’m afraid you’ve dialled the wrong number.
Şayet istenen konuşma arkadaşı o anda hazır değilse:.

I’m afraid he/she is in a meeting at the moment.
Mr (name) isn’t in. (the office)
Mrs (name) is out at the moment
I’m sorry, Mr/Mrs (name) is out of the office today
Bir mesajı kaydetme

Would you like to leave a message?
Could I take a message?
Would like him/her to call you back?
Should I tell (name) who is calling?
Bilgileri/Verileri incelemek

Could you spell that for me, please?
Can I just check that again, please?
Could you repeat that, please?
Bir mesaj bırakmak

Can I leave a message, please?
Could you give him/her a message, please?
Can you tell him/her that I called?


İngilizce bir iş görüşmesinde göz önünde tutmanız gereken şeyler:
Doğru sesi almanız önemlidir. Şayet çok resmi/şekilci olursanız, o takdirde muhtemelen konuşma arkadaşınızın sizinle bir konuşma yapması zordur. Diğer taraftan çok kaba bir intiba bırakacak hata yapmamalısınız. İşin püf noktası her zaman doğru seçimdir.

Samimi ve nazik olunuz. Oldukça sık „lütfen“ ve „teşekkürler“ veya „çok teşekkürler“ olmaz. Şayet bir şey sorarsanız, bir şey alırsanız, yardım veya bilgiye ihtiyacınız olursa her defasında teşekkür etmelisiniz. Konuşmada samimi kaldığınız sürece öncelikle resmi İngilizce (Örneğin okey, bay, problem yok vs. gibi)   kullanmanız bu sırada makbuldür.
İngilizce ana dili konuşanları ararsanız muhtemelen sizce sizi anlaması zordur. İngiliz iş adamları sıklıkla telefonda oldukça hızlı konuşurlar, bunun için onlardan biraz daha yavaş koşmalarını rica ediniz: – Her bir bilgiyi tekrarlayınız , konuşan kişi konuştuğu sürece örneğin isim veya telefon numarasını veya  bir başka bilgiyi. Böylece konuşma arkadaşınızı otomatikman yavaşlatırsınız.-

Şayet konu bu değilse konuşma arkadaşınızı anladığınızı iddia etmekten nezaketen kaçınınız. Konuşma arkadaşınızdan sizin kendisini anlayana kadar bilgileri tekrarlamasını rica ediniz.

Konuşma arkadaşınıza cümleyi başka kelimelerle ifade edip edemeyeceğini de sorabilirsiniz, örneğin aşağıdaki şekilde: „üzgünüm , ne demek istiyorsun… (ne anladın).
Sadece ne söylediğinizin değil bunu nasıl söylediğinizin önemli olduğunu her zaman hatırlayınız. Profesyonel ve samimi bir şekilde konuşmalısınız.


Ancak, özellikle iş hayatında etkin telefon görüşmelerinin iş süreçlerini hızlandırdığı da bir gerçek. Telefonda İngilizce konuşmaktan çekindiği için yabancı müşterileriyle ya da ortaklarıyla sadece yazışma yapan, telefonda konuşmayan, hatta bir yabancı telefonla aradığında telefonu açmayan nice çalışan bulunuyor..

Telefonda İngilizce konuşmayı bir kabus olmaktan çıkarmanın en basit yolu telefonda İngilizce konuşma pratiği yapmaktır. Bu pratiği mümkünse ana dili İngilizce olan bir kişi ile yapmanızı tavsiye ederim. Çevrenizde böyle bir kişi yoksa bir eğitim kurumuna başvurup ana dili İngilizce olan bir eğitmenle özel olarak bu konu için bire bir çalışma yapabilirsiniz.

Telefonda İngilizce konuşurken nelere dikkat edilmesi gerektiğini aşağıda anlatmaya çalıştım. Daha detaylı bilgi isterseniz benimle irtibata geçebilirsiniz.

1. Yavaş ve net bir şekilde konuşun

Yabancı bir dille telefonda konuşmak yüz yüze konuşmaktan daha zordur çünkü telefon konuşmasında vücut dilinizi tam olarak kullanamazsınız, dolayısıyla karşı tarafın sizi doğru anlayıp anlamadığını gözlemleyemezsiniz. Bu sebeple, telefonda İngilizce konuşurken kelimeleri vurgulayarak, tane tane konuşmalısınız. Telefon konuşmasından önce konuşacaklarınızı bir kağıda yazmanız, telefon konuşmasından önce yazdıklarınızı sesli olarak tekrar etmeniz ve konuşmaya başlamadan önce derin bir nefes almanız, telefonda daha rahat konuşmanızı sağlayacaktır. Yurtdışıyla telefon görüşmesinin ekstra bir maliyet olduğunu düşünerek anlatmak istediklerinizi hızlı bir şekilde anlatmaya çalışmayın çünkü karşı tarafın sizi yanlış anlaması telefon faturasından çok daha büyük maliyetlere sebep olabilir. Görüşmede uzun cümleler kurmaktan kaçının ve ara ara konuşmanızı keserek karşı tarafın sizi anladığını teyit edin.

2. Telefonda konuştuğunuz kişiyi anladığınızdan emin olun

Telefon konuşması esnasında bir konuyu anlamadıysanız olumsuz bir imaj oluşturacağı çekincesiyle anlamış gibi davranmayın çünkü bunu yaparsanız katılmayacağınız, onaylamayacağınız bir talebi bilmeden onaylamış olabilirsiniz ve bu durum beraberinde istemeyeceğiniz sorunlar getirebilir. Bir konuyu anlamadığınızda doğru ifadelerle konuyu anlamadığınızı karşı tarafa mutlaka iletmelisiniz. Karşı tarafın daha yavaş konuşmasını istemekten, tekrar etmesini istemekten çekinmeyin. Telefon konuşması esnasında bulunduğunuz yerin gürültülü olmamasını sağlayarak görüşme kalitesini arttırın.

3. Bir arkadaşınızla ya da öğretmeninizle pratik yapın

Telefonda İngilizce konuşma yeteneğinizi geliştirmek istiyorsanız mutlaka pratik yapın. İngilizcesi yeterli düzeyde olan bir arkadaşınızla ya da İngilizce öğretmeninizle telefonda İngilizce konuşun. Bu anlamda en iyi pratik ana dili İngilizce olan deneyimli bir eğitmenden konuşma dersleri almaktır. Bu pratiklerde telefonda İngilizce konuşma kalıplarını kullanmaya çalışın.

4. Telefonda İngilizce konuşma kalıplarını öğrenin

Telefonda konuşma kalıpları dilden dile değişmektedir. Yazıma eklediğim tabloda genel İngilizce telefon kalıplarını paylaştım. Günlük İngilizce konuşma kalıpları ile telefonda İngilizce konuşma kalıpları arasında farklılıklar vardır. Sizin küçük bir fark olarak gördünüz bir sözcük konuştuğunuz kişinin sizi yanlış anlamasına ya da sizin kaba konuştuğunuzu düşünmesine sebep olabilir.

5. Telefon numaralarının İngilizce olarak ifade edilmesiyle ilgili pratik yapın

İngilizce’de rakamların nasıl kodlandığını, bir telefon numarasının karşı tarafa nasıl iletilmesi gerektiğini öğrenin ve telefonda pratik yaparak öğrendiğiniz kalıpları kullanın. İngilizce’de bir telefon numarası söylenirken numaradaki sayılar tek tek okunur. Örneğin 212 telefon kodu, Türkçe’de iki yüz on iki olarak okunurken İngilizce’de two one two olarak okunur. Türkçe’de çift sözcüğünün kullanıldığı durumlarda İngilizce’de double denir. Örneğin, 00, Türkçe’de çift sıfır, İngilizce’de double-oh olarak okunur.