İngilizce Telefonda Konuşma Kalıpları Diyalogları

İngilizce Telefon Görüşmeleri
İngilizce telefon konuşması diyalogları uzun,karşılıklı telefon konuşması örnekleri,ingilizce telefonla konuşma örnekleri

Hold on (Hold the line) please.
Hatta kalın lütfen.


Who is calling?
Kim arıyor?

I will connect you with Mr.Brown.
Sizi Bay Brown’a bağlayacağım.

You are welcome.
Rica ederim.

One moment (Just a moment) please.
Bir dakika Lütfen.


This/it is Nihat.
Ben Nihat.



Could you spell it please?
Lütfen, heceleyebilir misiniz?

May I take your message?
Mesajınızı alabilir miyim?

May I leave a message?
Mesaj bırakabilir miyim?

Ms.Green is with a client!
Bayan Green bir müşteri ile beraber!

When will he/she be free?
Ne zaman müsait olacak?

I would like to cancel my appointment.
Randevumu iptal etmek istiyorum.

I would like to book a double room.
Çift kişilik bir oda ayırtmak istiyorum.

The number is occupied/engaged/busy.
Numara meşgul.

In that case!
Öyleyse!

 -------------------------------

Hello (Alo)
Michael residence (Michael'in evi)
This is John Black. (Ben John Black)
Mary, may I help you. (Ben Mary, yardımcı olabilir miyim?)
Mary speaking. (Ben Mary)
Who do you want to talk to? (Kiminle konuşmak isterdiniz?)
Who do you want to speak with? (Kiminle konuşmak istiyorsunuz?)
May I tell her who is calling? (Ona kimin aradığını söyleyebilir miyim?)
Whom shall I say is calling? (Kim arıyor diyeyim?)
Let me page her. (Onu çağırayım.)
Just a second, I have another call. (Bir saniye, hatta başka biri var.)
Hang on a moment. (Bir saniye bekleyin.)
Hung on a second. (Bir saniye bekleyin.)
For whom are you holding? (Kiminle konuşmayı bekliyordunuz?)
Are you being helped? (Size yardım ediliyor mu?)
He is not in, would you like to call back? (Şu an burada değil, tekrar aramak ister miydiniz?)
He isn't available. Can I take a message? (Burada değil. Not alabilir miyim?)
Could I take a message? (Not alabilir miyim?)
I really have to go now. (Kapatmam lazım)
Can I call you back? (Seni daha sonra arayabilir miyim?)
Can we continue this later? (Konuşmaya daha sonra devam edebilir miyiz?)
What is the area code for New York? (New York'un bölge kodu nedir?)
I can't get through this number. (Bu numaraya bağlanamıyorum.)
This telephone is out of order. (Bu telefon çalışmıyor.)
There is a probelem with the lines. (Hatlarda bir problem var.)
The number is busy. (Numara meşgul)
The number can't be reached at the moment. (Numaraya şu an ulaşılamıyor.)

Bazı insanlar yabancı dilde telefon görüşmeleri yapmayı zor bulurlar. Bu çok makuldür, zira tamamen rezil olmamak için her şeyden önemlisi iyi bir hazırlıktır. Bu zamandan tasarruf sağlar ve her şeyden önce sinirleri yatıştırır. İlk etki güven verir. Bir kekeleme veya sinirli giriş karşı tarafta gayri ciddi bir etki bırakabilir. O halde kendini iyi hissetmek ve telefon görüşmesine mükemmel hazırlık yapmak önemlidir.

(Telefonla) iş görüşme hazırlığı ile başlıyoruz.
Birincisi telefon görüşmesinde faydalanabileceğiniz tüm bilgileri toplamalısınız: – Telefon numarasını ve kontak kuracağınız kişinin tam adını - not için bir takvim, kalem ve kağıt-  ve aynı şekilde adres ve telefon numarası gibi iletişim bilgilerini en iyisi hazır tutunuz.
Çok önemli: Sessiz bir ortamda bulunduğunuzdan emin olunuz. Yani: Yurt dışı ile bir telefon görüşmesi yaptığınız konusunda meslektaşlarınızın dikkatini çekiniz, radyo, ve/veya televizyon ve yine diğer rahatsız edici sesleri kapatınız.

Telefon görüşmesi için bir hedef belirleyiniz: Maksadınız ne? Madde başlıklarıyla telefon görüşmenizin hedeflerini yazıya dökünüz.  Bununla konuşmanın özetini ve hedefini gözden kaçırmazsınız. Muhtemelen tek şansınız isteğinizi konuşma arkadaşınıza iletmektir.
İş görüşmenize (telefonla) başlayınız ( İş İngilizcesi örneğinde) Telefonda iş görüşmesi üç aşamadan oluşur: Takdim/Giriş, esas bölüm ve kısa bir özet.
Kendinizi tanıtın :  Telefon görüşmesinin başında kendinizi tanıtın ve/veya kim olduğunuzu konuşma arkadaşınıza hatırlatınız.
Samimi olunuz. Zamanının birkaç dakikasını size ayırdığı için konuşma arkadaşınıza teşekkür ediniz.. (“Benimle görüşmeye zaman ayırdığınız için teşekkür etmek istiyorum. Eğer programınız yoğunsa bu sadece bir dakikanızı alacaktır.”).

Konuşma arkadaşınızın telefon görüşmesi için zamanının olduğundan emin olmalısınız. Şayet vakti yoksa yeniden bir randevu almayı deneyiniz.
Neyiniz olduğunu açıklayınız. İsteğinizi dile getiriniz. Konuşmayı anlamsız bir  „Çet“ ( sohbet) ile sonlandırmayınız.
Konuşma arkadaşınızın arada bir ne söylediğinizi tekrarlaması önemlidir.  Bununla onun sohbeti kastettiğiniz gibi anlamış olmasından emin olunuz.
Konuşmanın sonunda konuşmayı bir kez daha özetlemelisiniz ve muhtemel açıkta kalan görev ve sorumlulukları açıklığa kavuşturmalısınız.Konuşmayı bir kez daha zaman ayırdığı için konuşma arkadaşınıza teşekkür ederek bitiriniz. En iyisi başka bir telefon görüşmesi için hemen bir randevu alınız.
İngilizcede telefonla kalıplaşmış konuşma biçimleri:
Telefonla görüşmenin başında :

Hello/Good morning/Good afternoon
Can I speak to (name), please?
May I speak to (name), please?
I would like to speak to (name) please.
I am trying to contact (name)
This is (your name) from (your company’s name) …
Bir telefon çağrısını kabul etmek:

(your name) speaking
(company name)(your name) speaking
(your name) speaking, how can I help you?
(company name)(your name) speaking, can I help you?
Telefon edene diğer bilgileri sormak:

Excuse me, who is calling?
I am sorry, who is speaking?
Where are you calling from?
Are you sure you have the right number?
Can you please tell me (question)?
Telefon edenden bir dakika beklemesini rica etmek:

Just a moment, please.
Could you wait for a moment, please?
Could hold on a second, please?
Can you hold the line, please?
Bir bağlantı kurmak (Örneğin bir meslektaşla)

Thank you for holding.
I’ll put you through now.
The line is free now. I’ll put you through.
I’ll connect you now/I’m connecting you now.
Telefonda teknik problemler:

The line is very bad. Could you speak up, please?
Could you repeat that, please?
I’m afraid I can’t hear you.
Yanlış bağlanma


I am afraid we don’t have a Mr/Mrs/Miss (name) here.
I’m sorry. There is nobody by that name.
I’m sorry. I’m afraid you’ve dialled the wrong number.
Şayet istenen konuşma arkadaşı o anda hazır değilse:.

I’m afraid he/she is in a meeting at the moment.
Mr (name) isn’t in. (the office)
Mrs (name) is out at the moment
I’m sorry, Mr/Mrs (name) is out of the office today
Bir mesajı kaydetme

Would you like to leave a message?
Could I take a message?
Would like him/her to call you back?
Should I tell (name) who is calling?
Bilgileri/Verileri incelemek

Could you spell that for me, please?
Can I just check that again, please?
Could you repeat that, please?
Bir mesaj bırakmak

Can I leave a message, please?
Could you give him/her a message, please?
Can you tell him/her that I called?


İngilizce bir iş görüşmesinde göz önünde tutmanız gereken şeyler:
Doğru sesi almanız önemlidir. Şayet çok resmi/şekilci olursanız, o takdirde muhtemelen konuşma arkadaşınızın sizinle bir konuşma yapması zordur. Diğer taraftan çok kaba bir intiba bırakacak hata yapmamalısınız. İşin püf noktası her zaman doğru seçimdir.

Samimi ve nazik olunuz. Oldukça sık „lütfen“ ve „teşekkürler“ veya „çok teşekkürler“ olmaz. Şayet bir şey sorarsanız, bir şey alırsanız, yardım veya bilgiye ihtiyacınız olursa her defasında teşekkür etmelisiniz. Konuşmada samimi kaldığınız sürece öncelikle resmi İngilizce (Örneğin okey, bay, problem yok vs. gibi)   kullanmanız bu sırada makbuldür.
İngilizce ana dili konuşanları ararsanız muhtemelen sizce sizi anlaması zordur. İngiliz iş adamları sıklıkla telefonda oldukça hızlı konuşurlar, bunun için onlardan biraz daha yavaş koşmalarını rica ediniz: – Her bir bilgiyi tekrarlayınız , konuşan kişi konuştuğu sürece örneğin isim veya telefon numarasını veya  bir başka bilgiyi. Böylece konuşma arkadaşınızı otomatikman yavaşlatırsınız.-

Şayet konu bu değilse konuşma arkadaşınızı anladığınızı iddia etmekten nezaketen kaçınınız. Konuşma arkadaşınızdan sizin kendisini anlayana kadar bilgileri tekrarlamasını rica ediniz.

Konuşma arkadaşınıza cümleyi başka kelimelerle ifade edip edemeyeceğini de sorabilirsiniz, örneğin aşağıdaki şekilde: „üzgünüm , ne demek istiyorsun… (ne anladın).
Sadece ne söylediğinizin değil bunu nasıl söylediğinizin önemli olduğunu her zaman hatırlayınız. Profesyonel ve samimi bir şekilde konuşmalısınız.


Ancak, özellikle iş hayatında etkin telefon görüşmelerinin iş süreçlerini hızlandırdığı da bir gerçek. Telefonda İngilizce konuşmaktan çekindiği için yabancı müşterileriyle ya da ortaklarıyla sadece yazışma yapan, telefonda konuşmayan, hatta bir yabancı telefonla aradığında telefonu açmayan nice çalışan bulunuyor..

Telefonda İngilizce konuşmayı bir kabus olmaktan çıkarmanın en basit yolu telefonda İngilizce konuşma pratiği yapmaktır. Bu pratiği mümkünse ana dili İngilizce olan bir kişi ile yapmanızı tavsiye ederim. Çevrenizde böyle bir kişi yoksa bir eğitim kurumuna başvurup ana dili İngilizce olan bir eğitmenle özel olarak bu konu için bire bir çalışma yapabilirsiniz.

Telefonda İngilizce konuşurken nelere dikkat edilmesi gerektiğini aşağıda anlatmaya çalıştım. Daha detaylı bilgi isterseniz benimle irtibata geçebilirsiniz.

1. Yavaş ve net bir şekilde konuşun

Yabancı bir dille telefonda konuşmak yüz yüze konuşmaktan daha zordur çünkü telefon konuşmasında vücut dilinizi tam olarak kullanamazsınız, dolayısıyla karşı tarafın sizi doğru anlayıp anlamadığını gözlemleyemezsiniz. Bu sebeple, telefonda İngilizce konuşurken kelimeleri vurgulayarak, tane tane konuşmalısınız. Telefon konuşmasından önce konuşacaklarınızı bir kağıda yazmanız, telefon konuşmasından önce yazdıklarınızı sesli olarak tekrar etmeniz ve konuşmaya başlamadan önce derin bir nefes almanız, telefonda daha rahat konuşmanızı sağlayacaktır. Yurtdışıyla telefon görüşmesinin ekstra bir maliyet olduğunu düşünerek anlatmak istediklerinizi hızlı bir şekilde anlatmaya çalışmayın çünkü karşı tarafın sizi yanlış anlaması telefon faturasından çok daha büyük maliyetlere sebep olabilir. Görüşmede uzun cümleler kurmaktan kaçının ve ara ara konuşmanızı keserek karşı tarafın sizi anladığını teyit edin.

2. Telefonda konuştuğunuz kişiyi anladığınızdan emin olun

Telefon konuşması esnasında bir konuyu anlamadıysanız olumsuz bir imaj oluşturacağı çekincesiyle anlamış gibi davranmayın çünkü bunu yaparsanız katılmayacağınız, onaylamayacağınız bir talebi bilmeden onaylamış olabilirsiniz ve bu durum beraberinde istemeyeceğiniz sorunlar getirebilir. Bir konuyu anlamadığınızda doğru ifadelerle konuyu anlamadığınızı karşı tarafa mutlaka iletmelisiniz. Karşı tarafın daha yavaş konuşmasını istemekten, tekrar etmesini istemekten çekinmeyin. Telefon konuşması esnasında bulunduğunuz yerin gürültülü olmamasını sağlayarak görüşme kalitesini arttırın.

3. Bir arkadaşınızla ya da öğretmeninizle pratik yapın

Telefonda İngilizce konuşma yeteneğinizi geliştirmek istiyorsanız mutlaka pratik yapın. İngilizcesi yeterli düzeyde olan bir arkadaşınızla ya da İngilizce öğretmeninizle telefonda İngilizce konuşun. Bu anlamda en iyi pratik ana dili İngilizce olan deneyimli bir eğitmenden konuşma dersleri almaktır. Bu pratiklerde telefonda İngilizce konuşma kalıplarını kullanmaya çalışın.

4. Telefonda İngilizce konuşma kalıplarını öğrenin

Telefonda konuşma kalıpları dilden dile değişmektedir. Yazıma eklediğim tabloda genel İngilizce telefon kalıplarını paylaştım. Günlük İngilizce konuşma kalıpları ile telefonda İngilizce konuşma kalıpları arasında farklılıklar vardır. Sizin küçük bir fark olarak gördünüz bir sözcük konuştuğunuz kişinin sizi yanlış anlamasına ya da sizin kaba konuştuğunuzu düşünmesine sebep olabilir.

5. Telefon numaralarının İngilizce olarak ifade edilmesiyle ilgili pratik yapın

İngilizce’de rakamların nasıl kodlandığını, bir telefon numarasının karşı tarafa nasıl iletilmesi gerektiğini öğrenin ve telefonda pratik yaparak öğrendiğiniz kalıpları kullanın. İngilizce’de bir telefon numarası söylenirken numaradaki sayılar tek tek okunur. Örneğin 212 telefon kodu, Türkçe’de iki yüz on iki olarak okunurken İngilizce’de two one two olarak okunur. Türkçe’de çift sözcüğünün kullanıldığı durumlarda İngilizce’de double denir. Örneğin, 00, Türkçe’de çift sıfır, İngilizce’de double-oh olarak okunur.

İngilizce Tanışma Diyalogları

This is my friend Jack (Bu arkadaşım John)
I'd like you to meet my friend John (Sizlere arkadaşım John'u tanıştırmak istiyorum)
Mary, this is Jack. Jack, Mary (Mary, bu Jack. Jack, bu Mary)
Let me introduce you my friend Michael (Size arkadaşım Michael'ı tanıştırıyım)
Have you met before? (Siz daha önce tanışmışmıydınız?)
Jack, do you know Mary? (Jack, Mary'yi tanıyor musun?
Do you know eachother? (Birbirinizi tanıyor musunuz?)
Mary, shake hands with the president (Mary, başkanla el sıkış)
Have you two been introduced? (Sizi tanıştırdılar mı?)
Jack, this is the man I was telling you about (Jack, bu sana bahsettiğim kişi)
Let me introduce you myself (Size kendimi tanıtıyım)


NICE TO MEET YOU

Nice to meet you (Tanıştığımıza memnun oldum)
Good to meet you (Tanıştığımıza memnun oldum)
Nice meeting you (Sizinle tanışmak çok hoş)
It's a great pleasure to meet you (Sizinle tanışmak büyük zevk)
Glad to meet you (Tanıştığımıza memnun oldum)
It's a great pleasure to have finally met you (Sonunda sizinle tanışabilmek büyük zevk)
How nice to meet you (Sizinle tanışmak ne kadar güzel)
How do you do (Memnun oldum)
A pleasure (Sizinle tanışmak bana zevk verdi)

Greetings (Selamlaşmalar)

Hello! (Merhaba)
Hi! (Selam)
Hey! (Hey!)
Hi there! (Merhaba)
Hello there! (Merhaba)
Good morning! (Günaydın)
Good afternoon! (Tünaydın)
Good evening! (İyi akşamlar)
Good night! (İyi geceler)

HOW ARE YOU?

How are you? (Nasılsın?)
How are you doing? (Nasılsın?)
How is it going? (Nasıl gidiyor?)
How are things? (Durumlar nasıl?)
What's new? (Ne haber?)
What's up? (Ne var ne yok?)
What's going on? (Neler yapıyorsun?)
Where have you been? (Nerelerdesin?)
Where have you been hiding yourself? (Nerelerde gizleniyordun?)
Are you doing OK? (İyi misin?)
How are you feeling? (Kendini nasıl hissediyorsun?)
How's the world treating you? (Hayatla aran nasıl?)
How's business? (İşler nasıl?)
What's happening? (Hayatında ne olup bitiyor?)
How's everything (Vaziyet nasıl?)

I'M FINE

Thanks, I am fine (Sağol, iyiyim)
Fine (İyiyim)
Great! (Harika)
All right (Fena değil)
I am OK (İyiyim)
Cool! (Bomba gibiyim)
I am cool! (Harikayım)
Could be better (Daha iyi olabilirdi)
Not bad (Fena değil)
So so (Eh, şöyle böyle)
Not so great (O kadar da iyi değil)
Not so hot (Pek iyi sayılmaz)
I've been better (Daha iyiydim)
I've running around (Koşturup duruyoruz)
Keeping busy (Uğraşıp duruyoruz)
No complaints (Bir şikayetim yok Allaha şükür)
Same as usual (Her zamanki gibi)
I've seen better days (Daha iyi günlerimiz de oldu)
I'm snowed under (Çok yoğunum)
Not a moment to spare (Boşa harcayacak bir dakikam yok)
No time to breathe (Nefes almaya vaktim yok)
There aren't enough hours in a day (Yirmidört saat yetmiyor)

GOOD-BYE

Good-bye (Allahaısmarladık)
Good day (İyi günler)
Good evening (İyi akşamlar)
Good night (İyi geceler)
Good-bye until later (Bir dahaki sefere kadar hoşçakal)
See you (Görüşürüz)
See you soon (Yakında görüşürüz)
See you later (Sonra görüşürüz)
I'll see you real soon (Çok yakında görüşürüz)
I'll catch you later (Seninle sonra görüşürüz)
See you tomorrow (Yakın görüşürüz)
See you next time (Bir dahaki sefere görüşürüz)
Let's get in touch (Görüşelim)
It was good to see you (Seni görmek güzeldi)
Don't forget to call (Aramayı unutma)
Let's write (Yazışalım)
I'll be in touch (Temas halinde olacağım)


İngilizcede tanışma sözleri

Adınız nedir? : What is your name?
Benim adım. : My name is.
Tanıştığımıza memnun oldum. : I am glad we met
Eşinizin adı nedir? : What is your wife's name?
Eşimin adı Marylynne : My wife's name is Marylynne
Oğlunuzun adı nedir? : What is your son's name?
Oğlumun adı Mark. : My son's name is Mark
Kızınızın adı nedir? : What is your daughter's name?
Kızımın adı Lisa'dır. : My daughter's name is Lisa
Nasılsınız? : How are you?
İyiyim, sağolun. Siz nasılsınız? : I am fine, thank you. How are you?
Bende iyiyim çok teşekkürler. : I am also well,thank you.
Nerelisiniz? : Where are you from?
Türküm, İstanbul'dan geliyorum : I am Turkish. I am coming from Istanbul
Nerede kalıyorsunuz? : Where are you staying?
Marriott'ta kalıyorum. : I am staying at the Marriott
Tanıştığımıza çok memnun oldum : I am glad we met
Ben de : Me too!
Saat kaç? : What time is it?
Saat : The time is
Telefon numaranızı alabilirmiyim? : May I have your phone number please?
Tabii ki. Telefonum ....... : Sure. My number is ........
Hoşçakalın : Goodbye
Günaydın : Good morning!
İyi akşamlar : Good evening!
İyi geceler : Good night!
Tekrar görüşmek üzere! : See you later!

::::: Arkadaşlık Kurma :::::

We're like brothers. (Kardeş gibiyiz.)
He's my closest friend. (O benim en yakın arkadaşım.)
She's my best friend. (O benim en iyi arkadaşım.)
She's like a sister to me. (O benim bacım gibidir.)
We're the closest friend. (En yakın arkadaşlarız.)
We're pretty tight. (Oldukça yakınız.)
He's a dear friendb. (O değerli bir arkadaştır.)
What a character! (Ne tip ama!)
Ahmet is one of a kind. (Ahmet türünün tek örneğidir.)
We're cut from the same cloth. (Aynı hamurdan yoğrulmuşuz.)
We're like two peas in a pod. (Tıpatıp birbirimize benzeriz.)
May I join you? (Size katılabilir miyim?)
Mind if I join you? (Size katılmamda bir sakınca var mı?)
Care to join us? (Bize katılmak ister misin?)
Is this seat taken? (Bu sandalye boş mu?)
Could I buy you a drink? (Size bir içki alıyım mı?)
What are you drinking? (Ne içersiniz?)
Would you like to dance? (Dans edermisiniz?)
Could I have the next dance? ( Bir sonraki dansı bana lütfeder misiniz?)
What's your sign? (Burcunuz nedir?)
Do you come here often? (Buraya sık sık gelir misiniz?)
Do you have a light? (Ateşiniz var mı?)
Need a lift? (Sizi arabayla bırakayım mı?)
Are you going my way? (Yolumuz aynı mı?)
Going my way? (Yolumuz aynı mı?)

İngilizce Şikayet Mektubu Yazma

İngilizce Şikayet Mektubu Nasıl Yazabilirim?



Dear Madam/Sir,
The reason I am writing this complaint letter is that I think the service at your business is not sufficient enough.
First of all I saw your restaurant on an web page and came there to see the menu you have written. I saw that it was definitely not like as it was on the web page. When I entered the restaurant I was still shocked. Your staff doesn’t care about your customers.
Secondly the menu you have is not like what you have explained and even one of the items is not available and forthermore the hygien standards are hazardous for human health. I wish you return my money back. I hope can show the necessary importance to your restaurant.
I’am looking forward to hearing from you
Yours Faithfully

(Ad-Soyad)

Türkçesi:

Sayın Yetkili;
Bu şikayet mektubunu göndermemin sebebi iş yerinizin verdiği hizmetin yeterli olmadığını düşünmemdir
İlk önce,Lokantınızı internet sayfasında Gördüm ve Yazdığınız menüyü görmek için işyerinize geldim.Ancak kesinlikle internet sayfasındaki gibi olmadığını gördüm.Lokantanın İçine girdiğimde ise hala şoktaydım.Personelinizde Müşterilere ilgi Göstermemekteler
İkinciside Yemek mönünüz anlattıklarınız gibi değil,içinden 1 tanesini bulmak imkansız vede hijyen koşulları insan sağlığı için zararlı
Paramı iade etmenizi temenni ediyorum.Umarım Lokantanıza Gereken Önemi Gösterirsiniz
Sizden haber bekliyorum.
Saygılarımla

_____________________


Dear Sir/Madam,
After returning from holiday I realized that my suit-case was lost. I’d be glad if you could find my red coloured, silver framed, red handled suit-case on which my name was written. Thank you for your interest in advance.

Best Regards

(Adınız Soyadınız)

Türkçesi:

sayın yetkili,
tatil dönüşünde valizimin olmadığının farkına vardım.sizden rica ediyorum.kırmızı renkte,gümüş çerçeveli,kırmızı saplı ve üzreinde adımın yazılı olduğu valizimin bulunmasını rica ederim.ilginize şimdiden teşekkür ederim.

saygılarımla

İngilizce Kısaltmalar

S.O.S. (Save Our Ship): Yardım kodları sıralamasında mayday'den sonra gelen ve en acil olanıdır. Yardım çağırmak isteyen bir kişi, başkalarının görebileceği yerlere bu yazıyı yazar veya imkanları varsa duyabilmeye çalışırlar. Standartlaşmış bir kısaltmadır.

P.O.W. (Prisoner Of War): Savaş esirleri anlamına gelen bir kısaltma. Savaş filmlerinde, Amerikan esir kamplarında rastlamanız mümkün. Standartlaşmış bir kısaltmadır.


etc : Ve saire anlamına gelen Latince kökenli İngilizce kelimedir. Açılımı "et cetera" dır.

ps: Mektupların en alt satırına not yazılacaksa bu kısaltma kullanılır. Yine Latincedir. Açılımı "post scriptum" dur.

U.F.O. : Unidentified Flying Object. Tanımlanamamış uçan nesne diye çevirilebilir Türkçeye.

M.I.A. : Missing In Action. Çatışmaya girdiği bilinen ve sonrasında haber alınamayan asker. Argo olarak da kullanılabiliyor. Örneğin bir grup olarak geziye çıktınız ve biri veya birkaç kişi ortadan kayboldu. Argo olarak "They went M.I.A." diye cümle kurabilirsiniz.

K.I.A. : Killed In Action. Şehit oldu gibi bir şey bu. Çatışma sırasında ölen askere deniyor.

BC: Milattan önce anlamına gelir. Açılımı "Before Christ" dir.

AD: Milattan sonra anlamına gelir. Açılımı Latince "Anno Domini" dir.

AM: Saatleri yazarken kullanılır. Öğleden önce anlamına gelir. Latince açılımı "ante meridiem" dir.

PM: Yine saatleri yazarken kullanılır. Öğleden sonra anlamına gelir. Latince açılımı "post meridiem" dir.

CSI: "Crime Scene Investigation". Bizdeki "Olay Yeri İnceleme" kavramına tekabül eder.

FBI: Federal Bureau of Investigation. Federal Soruşturma Bürosu.

CIA: Central Intelligence Agency. Merkezi İstihbarat Dairesi.

MI6: Büyük Britanya'nın istihbarat teşkilatıdır. Açılımı "Ministry Issues" dir. 6 ise merkezinin bulunduğu binanın 6. katında olmasından kaynaklanmaktadır.


İngilizce İnternet Sohbet Konuşma Kısaltmaları


pls =please = lutfen
fyi=for your information= bilginize
asap= as soon as posible= en kısa surede
encl= enclosed= ekteki, ilişikte bulunan.
c/o = care of = ilgisine
pto= please turn over = lutfen sayfayi ceviriniz
pls cfm= please confirm = lütfen onaylayınız
attn=atention= dikkat
b/w =between= arasında
byw=by a way= bu arada
w/i =within= icinde
w/o =whitout= dışında, haricinde, onsuz
n/a = not applicable = konuyla ilişkilendirilememiş
ie= latince

id est that is = yani
etc=and soon = ve bu gibi
a.m. = latince ante meridiem = before the middle of the day, before 12 o'clock = gece onikiden sabah saat 12ye kadar

pm= latince post meridiem= after noon (12 o'clock)-before midnight = oglen saat 12den sonra.
pa(buyuk harfle arada nokta olmaksizin yazildiginda) = personel asistant = ki$isel sekreter
p.a.(küçük harfle arada nokta ile yazildiginda)=per annum= yıllık

pw= per week = haftalik
vip= very important person = cok onemli kisi
pd= paid = odenmistir
cp=compare(with)= kar$ilastiriniz
a/c =accont= hesap

vat= value added =kdv
foc= free on charge = ücretsiz

fob= free on board = gemide teslim
abbr= abbreviation= kisaltma
jr=junior= çocuğu, genelde oğlu
thx=thanks= teşekkürler
approx= approximately= yakla$ik
loud of laugh= lol
be right back=brb
good luck=gl
have fun=hf
away from keyboard=afk
mighty=m8y
tonight=2night
before=be4
for=4
you = u
be = b
because = cuz
to = 2
see = c ( c u )
going to = gonna
has to/have to = gotta
edge = h
want to = wanna ( i wanna b 2gether with u 4ever )
are = r
eye = i
extra = xtra
them = 'em
nope= no hope
ain't = won't, am not, etc...
dunno = don't know
your = ur
unno = unknown
thanks = 10x
great = gr8
skate = sk8
trip hop = 3p hop
x - mas= christmas
y = why?
x = kiss
10q : thank you
q = queen
laterz = see you later
ta: thanks a lot
v = volume
footy = football
mba= master of business administration
prolly = probably
sob=son of a bitch
mba= married but available
bby -> baby = bebek
n -> and/ an (cümleye göre değişir) = ve/bir
ma-> my = benim
ma-->mother

İNGİLİZCE SAYILARIN YAZILIŞI

İNGİLİZCE SAYILARIN YAZILIŞI

1=One
2=two
3=three
4=four
5=five
6=six
7=seven
8=eight
9=nine
10=ten

Simple Past Tense Was / Were Konu Anlatımı

Biz Türkçe'de geçmiş zamanda cümle yapmak için fiile ya ''-miş '' ya da ''-di '' ekini getiririz.

Dün okula gittim.   Annem, ziyarete gelmiş ..............cümlelerinde olduğu gibi.


İngilizce'de durum biraz farklı. Geçmiş Zaman eki olarak düzenli fiillere ''-ed '' gelir. Çoğunluğu bu şekildedir.
Ancak bazı fiiller Irrgeular yani Düzensizdir. Bunun anlamı geçmiş zaman eki olarak ''-ed '' almayıp da farklı yazılan  fiillerdir. Buraya kadar anlatıklarım için genel bakış diyebiliriz. Şahsen ben Simple Past Tense 'i iki genel aşamada incelemeyi tercih ediyorum. Aşağıdaki tablo ne demek istediğimi daha da netleştirecektir.




Evet tabloda gördüğümüz gibi Simple Past Tense'i incelemeye ilk olarak '' to be '' den başlayacağım. Bu çalışmada bu konuyu  tüm detayları ile anlatacağım. Bir sonrakinde ise ''Other Verbs ( Diğer Fiiller ) '' kısmını inceleyeceğiz inşallah.


To be ( am , is, are ) OLUMLU YAPI / AFFIRMATIVE

Önceki konularda bahsedildiği gibi '' to be '' de bir fiildir ve '' olmak '' anlamına gelmektedir. Bu fiilin geçmiş zaman  hali ise

am, is--------was
are-----------were   şeklindedir. Yani;


















Yukarıdaki örnekleri incelediğimiz zaman ''am, is, are '' yerine '' was , were '' yazıldığını görmüşsünüzdür. Aklınızda basitçe kalması için  '' are '' dan sonra '' were '' gelir.  Zaten '' were '' içinde '' are '' daki '' -re '' harfleri zaten var. Yani % 50 si içinde var. :) Diğerleri ise '' was '' dır. 


İşinize yarayabilecek bir pratik bilgi olabilir. 


OLUMSUZ YAPI / NEGATIVE

Olumsuz cümle yapmak için cümledeki 2.öğeden sonra '' not '' eki getirmemiz yeterliydi. Kısa yazılış olarak da '' n't ''. Başka bir şey yapmamıza gerek yok.



Dikkat ederseniz '' was / were ''den sonra sadece '' not '' eki , kısa yazılış olarak da '' n't '' yazılmıştır.


SORU YAPISI / INTERROGATIVE

Soru cümlesinde ise 1. öğe ile 2. öğenin yeri değişiyordu. Yani '' was / were '' cümle başına gelip özneyle yer değiştirecek. Geriye kalan tüm öğeler aynen yazılır.



Tablomuzda etüt ettiğiniz gibi '' was / were '' cümle başına gelip, soru yaptık. Önceki derslerde bahsettiğimiz genel kurallar burada da geçerlidir. Bir kez öğrendikten sonra hiçbir zaman da olumsuz ve soru cümlesi oluşturmakta asla sıkıntı çekmezsiniz. Genel tekrar için bu kuralları yineleyelim:

* İngilizce'de bir cümleyi olumsuz yapmak için cümlede 2. öğeden sonra '' not '' eki ya da kısa yazılış olarak '' n't '' gelir.

* İngilizce'de soru cümlesi yapmak için 1. öğe ile 2. öğe yer değiştirir.



CEVAP YAPISI / ANSWER FORM

Cevap verirken ise yine kuralımızdan yola çıkarak cevap veriyoruz. Yani yerleri değişen 1. ve 2. öğe tekrar eski yerlerine yazılır. Tabi ki '' Yes '' ve '' No '' ile birlikte.
















Evet tablomuzda cevaplar yer almaktadır. Ancak önceki derslerde bahsettiğim ve kısmetse yeri geldikçe de hep bahsedeceğim gibi özne değişimlerine bağlı olarak cevaplardaki özneler farklı olmaktadır.

* işareti ile belirtilen 1.kısımda özneler değişmektedir. İlkinde '' you ( sen ) '' soru öznesine '' I ( ben ) '' öznesi ile cevap verilir.

* işareti ile belirtilen 2. kısımda ise '' you ( siz ) '' öznesine '' we ( biz ) '' öznesi ile cevap verilir.

Not: I ve We özneleri ile soru cümlesi teorik olarak mümkündür. Ancak pratikte hiç yok denecek kadar azdır. Kullanımları binde bir de olsa vardır.Örnekleme olması açısından yazdım sadece.

En çok dikkat edilmesi gereken özne '' you ( sen ) '' dir. Buna gerektiği kadar dikkat ederseniz sizin için çok iyi olur.


İndirme linki: http://www.slideshare.net/alikemal28/simple-past-tense-was-were

Present Continuous Tense Konu Anlatımı

Present Continuous Tense (Şimdiki Zaman) Present Continuous Tense

İngilizce şimdiki zaman

Türkçedeki karşılığı şimdiki zaman olan Present Continuous daam/is/are + Ving kuarlı bulunur, bunun türkçedeki karşılığı -yor  ekidir.
Present continuous tense şöyle bir tanımla da izah edilir. Bir iş şu anda yapılıyorsa, o cümle şimdiki zamandır. Yani Present continuous tensedir.
Present continuous tense cümlelerde, sözü edilen işler yapılırken söylenirler ve söylenirken yapılmakta olurlar.

Present continuous tense konu anlatımı

Present continuous tense konu anlatımına olumlu cümleler ile başlamadan önce birkaç örnek cümle yapalım.
I am cooking a cake now.
Ben şu anda kek pişiriyorum.
He is walking.       
O, yürüyor. 
I am writing my messages.
Ben mesajlarımı yazıyorum.
They are playing basketball.
Onlar basketbol oynuyorlar.


Present continuous tense olumlu cümleler

Present continuous tense olumlu cümleler, önce özne sonra yardımcı fiil ardından asıl fiil’in ing almış hali ve gerekirse tümleç eklenerek kurulur.
Present continuous tense cümlelerin olumlu şeklini bir tablo halinde görelim.
ÖzneYardımcı fiilFiil + ing takısıTümleçTürkçesi
Iamgoingto Erzurum.Ben Erzurum’a gidiyorum.
Youaregoingto Erzuruml.Sen Erzurum’a gidiyorsun.
Heisgoingto Erzurum.O, Erzurum’a gidiyor.
Sheisgoingto Erzurum.O, Erzurum’a gidiyor.
Itisgoingto Erzurum.O, Erzurum’a gidiyor.
Wearegoingto Erzurum.Biz Erzurum’a gidiyoruz.
Youaregoingto Erzurum.Siz Erzurum’a gidiyorsunuz.
Theyaregoingto Erzurum.Onlar Erzurum’a gidiyorlar.

Present continuous tense örnek cümleler

I am learning English.
Ben İngilizce öğreniyorum.

You are listening to the music.   
Sen müzik dinliyorsun.

He is answering his teacher’s question.   
O öğretmeninin sorusunu cevaplıyor.

We are missing our grand father.   
Biz büyükbabamızı özlüyoruz.

They are laughing to my joke.   
Onlar benim şakama gülüyorlar.

Kate Winslet is coming back to the screen.
Kate Winslet ekrana geri dönüyor.

Global warming is becoming to a big danger.
Küresel ısınma büyük bir tehlike haline geliyor
.
The prime minister of Greece is giving a press conference.
Yunanistan başbakanı basın toplantısı yapıyor.

Present continuous tense ile zaman zarfı

Bu tense ile oluşturulan cümlelerde Zaman blirten kelimeler anlam bütünlüğünü bozmayacak şekilde cümlede herhangi bir yere gelebilir.         
                        
I am thinking about you right now.       
Tam da şimdi seni düşünüyorum.
You are still reading that book.       
Sen hala o kitabı okuyorsun.
We are waiting Selma at the moment.        
Şu anda Selma’yı bekliyoruz.
They are running to the bus station now.   
Onlar şu anda otobüs durağına koşuyorlar.

Present continuous tense olumsuz cümleler 

Present continuous tense olumsuz cümleler, önce özne, sonra yardımcı fiilin olumsuz şekli ve fiilin ing takısı almış şekli kullanılarak kurulur.

Present continuous tense cümlelerin olumsuz şeklini bir tablo halinde görelim.
ÖzneYardımcı fiil (olumsuz şekli)Fiil + ing takısıTürkçesi
Iam notsinging.Ben şarkı söylemiyorum.
Youare not (aren’t)singing.Sen şarkı söylemiyorsun.
Heis not (isn’t)singing.O, şarkı söylemiyor.
Sheis not (isn’t)singing.O, şarkı söylemiyor.
Itis not (isn’t)singing.O, şarkı söylemiyor.
Weare not (aren’t)singing.Biz şarkı söylemiyoruz.
Youare not (aren’t)singing.Siz şarkı söylemiyorsunuz.
Theyare not (aren’t)singing.Onlar şarkı söylemiyorlar.

Present continuous tense ile ilgili çeşitli örnek cümleler   

My aunt isn’t sleeping in the room.
Halam odada uyumuyor.

Her friends aren’t giving flowers to Burcu.    
Arkadaşları Burcu’ya çiçek vermiyorlar.

I am not sharing my room with my sister.   
Odamı kızkardeşimle paylaşmıyorum.

You aren’t playing chess.         
Sen satranç oynamıyorsun.

My mother isn’t cooking now.
 Benim annem şimdi yemek pişirmiyor.

The birds are not singing now.
Kuşlar şimdi ötmüyor.

The kids are watching TV.
Çocuklar TV seyrediyorlar. 

I am sitting down, because I am tired.
Ben oturuyorum, çünkü yorgunum. 

I am not learning German, because this is an English class.
Ben Almanca öğrenmiyorum, çünkü bu bir İngilizce sınıfı. 

Who are you writing to?
Sen kime yazıyorsun? 

My friend is studying really hard for her exams this week.
Benim arkadaşım bu hafta sınavları için çok çalışıyor. 

I am reading a really interesting book now.
Ben şimdi gerçekten ilginç bir kitap okuyorum. 

I am seeing my dentist on Wednesday.
Ben Çarşamba günü dişçimi görüyorum. 

Polly is coming for dinner tomorrow.
Polly yarın akşam yemeğine geliyor. 

Are you doing anything tonight?
Sen bu akşam her hangi bir şey yapıyor musun? 

We aren’t going on holiday next week.
Biz gelecek hafta tatile gitmiyoruz. 

Sally is taking a bath.
Sally banyo yapıyor. 

What are you doing at the weekend?
Sen hafta sonu ne yapıyorsun? 

Peter and Mary are going out.
Peter ve Mary dışarı çıkıyorlar. 

We are discussing the project at the moment.
Biz şu anda projeyi tartışıyoruz. 

My brother isn’t eating with us tonight.
Benim kardeşim bu akşam bizimle yemiyor. 

My cousins aren’t going to France this year. They’re going to Thailand. 
Benim kuzenlerim bu yıl Fransa’ya gitmiyorlar. Tayland’a gidiyorlar. 

Am I talking too much?
Ben çok mu konuşuyorum? 

Are you participating in the competition next week?
Sen gelecek hafta yarışmaya katılıyor musun? 

Which route are you taking to the conference this week?
Sen bu hafta konferansa hangi yoldan gideceksin? 

Who am I sending to the meeting?
Ben toplantıya kimi gönderiyorum? 


These days most people are using email instead of writing letters. 
Bu günlerde insanlar mektup yazmak yerine e-posta kullanıyorlar. 

What sort of clothes are teenagers wearing nowadays? 
Bugünlerde gençler ne tür giysiler giyiyorlar?
Present continuous tense soru cümlelerini diğer sayfamızda göreceğiz. 

♦ USE 1 Near Future (Yakın Gelecek)
► Sometimes, speakers use the Present Continuous to indicate that something will or will not happen in the near future. (Bazen Present Continuous Tense bir şeyin o anda değil de yakın bir zamanda olacağını veya olmayacağını anlatmak için kullanılır.)
EXAMPLES
- I am meeting some friends after work. (İşten sonra arkadaşlarla buluşuyoruz.)
- I am not going to the party tonight. (Bu gece partiye gitmiyorum.)
- Isn't he coming with us tonight. (O bu gece bizimle gelmiyor mu?) 
♦ USE 2 Complaining with "Always" ("Always" kullanarak şikayette bulunma)
► The Present Continuous with words such as "always"  expresses the idea that something  often happens. Notice that the meaning is like Simple Present but with negative emotion.
(Present Continuous Tense "Always" gibi kelimelerle kullanıldığında bir şeyin yapıldığını veya olduğunu belirtir. Anlam Simple Present Tense'e benzer ve her zaman negatiftir. Bir şeyden şikayet ederken kullanılır.).


Always kelimesi dışında ayrıca "constantly" veya “ forever” kelimeleri ile kullanıldığında da, Present Continuous Tense rahatsız edici hoş olmayan bir eylemden yakınma anlamı verir. Anlam olarak Simple present tense!i andırsa de , olumsuz duygu içerir. "always" “forever” veya "constantly" kelimeleri cümlede "be" ve "verb+ing." arasında bulunurlar

EXAMPLES

- She is always coming to class late. (Derse hep geç kalıyor.)

- He is always talking. (O sürekli konuşur.)
- I don't like them because they are always complaining. (Onları sevmem çünkü hep şikayet ederler.)
- My brother is always wearing my shirts without asking me. (Kardeşim hep bana sormadan tişörtlerimi giyer.)

- Mary is always late for work. Someone should warn her. (Mary hep işe geç kalıyor. Birisi onu uyarmalı.)

- She is constantly speaking. I wish she would shut up. (Sürekli konuşuyor. Keşke biraz sussa.)

- You are forever talking about your father-in-law. (Sürekli kayınpederin hakkında konuşuyorsun.)
► Bazı fiiller Present Continuous Tense ile kullanılmaz. Bu fiiller "state verbs" olarak adlandırılır.
Şimdiki zaman yapıları bir eylemin fiziksel ve görsel olarak yapıldığını gösterirler. Dolayısıyla soyut düşünmek, sevmek, anlamak, sahip olmak gibi soyut anlamlı fiiller continuous (be+ -ing) yapısında kullanılamazlar. Bu fiiler Simple Tense ile ifade edilirler . Örneğin “I love you” Simple Present tense ile yazılmasına rağmen, Türkçe'ye “ Seni seviyorum “ diye çevrilir.
- She is loving chocolate. - Yanlış
- She loves chocolate. - Doğru
- I am hating you  - Y.
- I hate you  - D.
- She isn't understanding me  - Y.
- She doesn't understand me  - D.
Bu fiillerden bazıları aşağıda verilmiştir.
- Mental State (Zihinsel Durumlar)
know, realize, understand, recognize
believe, feel, suppose, think
imagine, doubt, remember, forget
want, need, desire, mean
- Emotional State (Duygusal Durumlar)

love, like, appreciate, please, prefer
hate, dislike, fear, envy
mind,care
astonish, surprise, amaze
- Possession (Sahip Olma)
have, belong, possess, own
- Sense, Perception (Duyular, Algalama)
taste, smell, hear, feel, see
- Other Stative Verbs (Diğer Fiiller)

look, seem, appear, sound, resemble, look like
cost, owe, weigh, equal
be, exist, matter,
consist of, include,contain

► Bazı fiiller de hem Continuous hem de Simple formda kullanılabilirler. "love - like - hate - understand" gibi fiiller bu kategoriye girer. Fakat bu farklı kullanım, anlam farklılılığına da yol açar. Aşağıda iki zamanla da kullanılabilen ve farklı anlamlar taşıyan fiiller verilmiştir.
- THINK

(a) “What do you think about the new English teacher? I think he is a nice man !”
      (Yeni İngilizce öğretmeni hakkında ne düşünüyorsun? Bence iyi bir adam.)
(b) I am thinking about the exam tomorrow. It will be a difficult one.
     (Yarınki sınavı düşünüyorum. Zor bir sınav olacak.)
(a) cümleside think, fikir gösteren soyut anlamlı bir fiildir. Kişilerin belli konularda fikir sahibi olmaları fiziksel bir durum değildir. (b) cümlesinde ise think , fiziksel ve görülebilir bir özelliği olan somut bir eylemdir. Örneğin birşey düşündüğünü görerek anladığımız bir kişiye “ Öyle derin derin ne düşünüyorsun” diye sorarız. Düşünme eylemi fiziksel bir durum olmuştur.
- HAVE

(a) I have two cats and a dog. Do you have any pets? (Benim bir köpeğim ve bir de kedim var. Senin evcil hayvanın var mı?)(b) I am having a nice time in my speaking classes. (Konuşma sınıflarında hoş vakit geçiriyorum.)

Birinci cümlede “have” fiili sahip olmak anlamında asla continuous olarak kullanılamaz. İkinci örnekte ise “have” fiili iyi zaman geçirmek, eylenmek anlamında somut bir yapıdadır.
- SMELL
(a) All flowers smell nice. (Bütün çiçekler güzel kokar.)
(b) The little girl is smelling the flowers. (Küçük kız çiçekleri kokluyor.)
Birinci cümlede “smell” soyut bir eylemdir. Çiçekler kokma eylemini fiziksel ve görülebilir bir şekilde yapmazlar. Bu bir durumdur. İkinci cümlede ise “smell” fiili aktif bir anlamdadır. Küçük kızın bu koklama eylemini fiziksel olarak yapması görülüp, başkalarına da gösterilebilir.

TIME EXPRESSIONS IN PRESENT CONTINUOUS TENSE (ŞİMDİKİ ZAMANDA ZAMAN BELİRTEN İFADELER)
Time expressions zaman belirten ifadelerdir ve İngilizce'de her zaman için farklı ifadeler kullanılır. Özellikle sınavlarda cümlenin hangi tense olduğunu anlamak için time expression'ların bilinmesi çok önemlidir.

- At the moment / now (şu anda / şimdi)
The students are studying in the classroom at the moment / now. (Şu anda öğrenciler sınıfta ders çalışıyorlar.)

- At present (Şu anda)

At present all the farmers in the village are harvesting their crops. (Köydeki çiftçiler şu anda mahsüllerin topluyorlar.)

- For the time being (Şu esnada)
My father will buy a new car soon. For the time being he is using mine. (Babam yeni bir araba alacak. Şu esnada benimkini kullanıyor.)
Ayrıca "Look! , Listen! Be Careful!" gibi ünlemler de, arkasından gelecek cümlenin şimdiki zaman olacağını gösterir. Özellikle sınavlarda bu ipuçlarını yakalamak çok önemlidir.
- Listen! Somebody is following us. (Dinle! Birisi bizi takip ediyor.)
- Look ! A car is coming. (Baksana! Bir araba geliyor.)
► Spelling Of Final –ing (-ing takısının yazılışı)
Fiilin son harfine bağlı olarak bazen -ing takısı farklı şekillerde yazılabilir. Aşağıdaki bu konuyla ilgili kurallar verilmiştir.
- Bir sessiz harf + -e gelirse -e düşer ve –ing eklenir.

dance - dancing
ride - riding
take - taking
- Bir sesli + Bir sessiz harf gelirse sessiz harf çift yazılır ve – ing eklenir.

cut - cutting
plan - planning
run - running
NOT: w,y, ve x harfleri çift yazılmaz.

snow - snowing
fix - fixing
pay - paying
- İki sesli + bir sessiz harf varsa -ing eklenir; sessiz harf çift yazılmaz

keep - keeping
read - reading
- İki sessiz harf varsa -ing eklenir; sessiz harf çift yazılmaz

sing - singing
wash - washing

İngilizce Adres Yazma Adres Sorma Adres Tarifi Nasıl Yapılır?

İngilizce olarak yön tarif etmek bazen kabus gibi bir hal alabiliyor. Sol, sağ, ileri, dönmek, devam etmek vb. kelimeleri nasıl kullanacağımıza bir türlü karar veremeyebiliyoruz. Bu tip durumlarda zorluk yaşamamak için gelin birlikte yönlere ve yol tariflerinin nasıl yapıldığına değinelim.

Coğrafik Olarak Yönler
İngilizce’de yönleri coğrafik olarak tanımlamak istersek yani kuzey, güney, doğu, batı vb. kelimelerle ifade etmek istersek bu yönlerin İngilizce karşılıklarını kullanmamız gerekecektir. Yönleri ve yönlerin Türkçe karşılıklarını aşağıdaki listede bulabilirsiniz.

Kuzey (North)
Güney (South)
Doğu (East)
Batı (West)
Kuzeydoğu (Northeast)
Güneydoğu (Southeast)
Güneybatı (Southwest)
Kuzeybatı (Northwest)
Günlük Dilde Yönler
Yön tarifi yaparken veya günlük dilde belirli bir yönü ifade ederken genellikle coğrafik yönler yerine daha farklı kelimeler kullanırız. Örneğin “ilerden batıya dön” yerine “ilerden sola dön” deriz. Bununla birlikte, “kuzeybatı tarafına git” gibi bir ifade de günlük hayatta pek duymayız çünkü bu yön türevsel bir yöndür yani iki ana yönün ortasını ifade eder ya da bir başka deyişle günlük kullanım için fazla karışıktır. Bu tarz yönlerden ziyade sol, sağ, ileri, geri gibi temel yönleri belirten kelimeler kulanırız. İngilizce’de de durum pek farklı değildir. Bu sebeple biz bu temel yönlere ve İngilizce karşılıklarına bakalım.

Sol (Left)
Sağ (Right)
İleri (Forward, Ahead)
Geri (Behind, Back)
İngilizce’de Yön ve Yol Tarif Etme
Yön tarif ederken kullanacağımız ifadeler gidilmek istenen yerin nerede olduğuna ve bizim bu yere olan konumumuza göre değişecektir. Bu sebeple sol, sağ, ileri, geri yönleri ve bunların farklı kombinasyonlarını kullanma ihtiyacımız oluşabilir. Şimdi örneklerle bu ifadeleri nasıl kullanabileceğimizi öğrenelim.

Turn left (Sola dön)
Turn right (Sağa dön)
Go straight ahead (İleri düz git)
Cross (Karşıya geç)
At the corner of (Köşesinde)
Next to (Yanında)
Opposite of (Karşısında)
In between (Arasında)
Close (Yakın)
Far (Uzak)
15 minutes by walk (Yürüyerek 15 dakika)
Follow the road (Yolu takip et)
Yol Tarifi Örnekleri
Bazı örnek yol tarif etme ifadeleriyle konuyu pekiştirmeye çalışalım.


Go straight on till you see the hospital then turn left. (Hastaneyi görene kadar düz devam et ve sonra da sola dön.)
Turn back, you have gone past the turning. (Geriye dön, dönüşü kaçırdın.)
Turn left when you see a roundabout. (Göbeği görünce sola dön.)
Turn right at the end of the road. (Yolun sonundan sağa dön.)
Cross the junction and keep going for about 1 km. (Kavşaktan karşıya geç ve yaklaşık 1 km devam et.)
Take the third road on the right and you will see the office on the right. (Üçüncü sağdan dön. )
The hospital is opposite the railway station. (Hastane tren istasyonunun karşısında.)
The shop is near the hospital. (Mağaza hastaneye yakın.)
The house is next to the local bazaar. (Ev pazarın yan tarafında.)
The shop is in between the market and pharmacy. (Mağaza marketle eczanenin arasında.)


Yer Yön Tarif Etme İle Sorular
1-) Excuse me. Where is the bank?
Afedersiniz.Banka Nerede?

2-)Excuse me. Do you know the way to the bank?
Afedersiniz. Bankaya giden yolu biliyor musunuz?

3-)Excuse me. Do you know where the station is?
Afedersiniz. Tren istasyonunun nerede olduğunu biliyor musunuz?

4-)Execuse me. How can I go to the bus stop?
Afedersiniz. Otobüs durağına nasıl gidebilirim?

5-)Excuse me. Can you tell me the way to the museum?
Afedersiniz. Müzeye giden yolu bana söyleyebilir misiniz?

6-)Excuse me. Is there a museum around here?
Afedersiniz. Bu civarlarda(yakınlarda) müze var mı?

Yer Yön Sorularına Verilebilecek Cevaplar


1-)It is about a five minute walk.
Yürüyerek yaklaşık 5 dakikalık yol.

2-)It is in North Street.
O kuzey caddesinde.

3-)Go along North Street.
Kuzey caddesi boyunca git.

4-)Turn left in to the North Street.
Sola dön kuzey caddesinden devam et.

5-) Go straight ahead.
Dosdoğru git.

6-)Cross the street.
Karşıya geç.

7-)Turn right. Sağa dön.

8-Turn left. Sola dön.

9-)When you see the roundabout turn left.
Kavşağa gelince sola dön.

10-)Carry on this street until you get the bus station.
Otobüs durağına kadar bu caddeyi takip et.

11-)There is a subway.
Orada bir metro var.

12-)Turn left at the traffic lights.
Trafik ışıklarından sola dön.

13-)Take the first turning on the left.
Soldan 1. Sokağa gir.

14-) Take the third turning on the right.
Sağdan 3. Sokağa gir.

15-)Go past the hospital.
Hastanenin önünden geç.

16-)When you see the T-junction turn left.
Tali yolu gördüğünde sola dön.

17-)Go over the bridge. ( Köprüyü geç.)

18-)Cross the bridge. ( Köprüyü geç.)

19-)It is on the left / It is on the right / Next to the bank/opposite the school.
O, sol taraftadır. / O, sağ taraftadır. / O, bankanın yanında/ O, okulun önündedir.

20-)I’m Sorry. I don’t know.
(Üzgünüm. Ben bilmiyorum.)

21-)  Go along Sivas street. Sivas Caddesi boyunca git.

22-)Go up Sivas Street.  Sivas Caddesinden yukarı git.

23-)Go down Sivas Street. Sivas Caddesinden aşağı git.

24-)It is over there. (İşte orada..)


Aylardır New York’a kısa bir seyahat yapmayı planlıyorsunuz. Ama planlamadığınız bir şey var: Bilmediğiniz adresler! Şöyle ki; Times Meydanı’nın ortasındasınız ve hangi yol kuzeye doğru gidiyor, hiçbir fikriniz yok ya da “The Phantom of the Opera” için bir biletiniz var ama tiyatro binasının nerede olduğunuz bilmiyorsunuz? İşte tam o anda, Google Map’te bir şeylerin eksik olduğunu fark ediyorsunuz. Ama ne?  Yeni bir dükkân ya da yol arızası dolayısıyla adres değişikliği mi? Açıkçası bunlar pek de geçerli nedenler değil. Sosyal medya etkileşimi ya da bilgisi yüzde yüz gerekli ancak bir adım daha ilersine ihtiyacınız var: Yol tarifi sormak! Eğer Times Meydanı’ndaysanız ve biraz da utangaçsanız, tiyatronun nerede olduğunu sormak size zor gelebilir ya da akıcı İngilizce konuşamadığınız için kendinize güvenmeyebilirsiniz. Fakat meydandaki insanlardan birisiyle konuşmanın aslında eğlenceli bir şey olabileceğini düşündünüz mü? Neden olmasın? Ayrıca konuştuğunuz kişi, yabancısı olduğunuz bu meydanda dolaşırken, oturup soluk alabileceğiniz bir kafeterya hakkında dahi size bilgi verebilir. Bu da, aslında İngilizce pratiği yapmak için bulunmaz bir imkândır. Öyleyse telefonunuzu cebinize koyun ve en yakınınızdan geçen birini, kibarca durdurarak sorularınızı sormaya başlayın. Unutmayın, bir gün kaybolmuş bir gezgine yardım etme sırası size de gelecek! İşte bu sıra size geldiğinde -bu makaledeki bilgileri hatırlayın ve- kendinize güvenerek cevap verin!

Let’s jump in! J

İngilizce yol tarifi: Seyahatteyken yolunuzu nasıl bulursunuz?



Yol tarifi istemek

Yabancı bir ülkede ya da daha önce hiç gitmediğiniz bir yerde yol tarifi sormak biraz korkutucu olabilir. Özellikle de İngilizcenize pek fazla güvenmiyorsanız. Ama endişelenmeyin ve elbette -az önce de belirttiğimiz gibi- soru sormaktan korkmayın! Tek yapmanız gereken, nazik ifadeler kullanmak. Bir konuşmayı başlatmak ve ihtiyacınız olan yardımı alabilmek için en mükemmel yol, nazik ifadelerle konuşmaya başlamaktır.

Kibar ve kullanışlı ifadeler

“Excuse me”

Hepimizin bildiği gibi, “Excuse me”, bu tür durumlarda en sık kullanılan ifadelerden biridir. Birilerine bir şey sormadan önce genellikle konuşmaya “Excuse me” ifadesiyle başlarız. Bir caddede ya da bir dükkânda bu ifadeyi pek çok kez duyabilirsiniz. Siz de, hangi yöne gideceğinize karar veremediğinizde, birisine yaklaşıp, kibar bir şekilde sorunuza başlayabilirsiniz. Şöyle ki;

“Excuse me? Where is the nearest souvenir shop?”

(Özür dilerim, en yakın hediyelik eşya dükkânı nerededir?) gibi.

Bununla birlikte, birkaç ifademiz daha var. Bunlardan bir tanesi “Sorry to bother you…” şeklinde başlıyor. Yani, diyoruz ki,  “Sizi rahatsız ettiğim için özür dilerim…” Şöyle ki;

“Sorry to bother you, but would you mind showing me the way to post office?”

(Sizi rahatsız ettiğim için özür dilerim ama bana postanenin yerini göstermeniz mümkün mü?) gibi.

May I ask? – Sorabilir miyim?

Bu ifadeyi de bir soruyu nazik bir şekilde başlatmak için kullanabilirsiniz. “Nerede” bölümüyle devam ederseniz sözcük sırasını tersine çevirmek zorunda kalacağınızı unutmayın. Şöyle ki;

“May I ask where the Marriott hotel is?”

 (Size Marriott Hotel’in nerede olduğunu sorabilir miyim?) gibi.

Could you please…? – Yapar mısın lütfen…?

You follow this expression with a verb such as etc.

Bu ifadeyi, “show,” “point,” “help” vb. gibi bir fiille devam edebilirsiniz. Şöyle ki;

“Could you please point me in the direction of the main square?”


(Lütfen beni ana meydana doğru yönlendirir misiniz?) gibi.

I am (I’m) lost. – Kayboldum.

“Excuse me? I’m lost. Could you please help me find 5th Avenue?”

 (Affedersin? Kayboldum. 5. Cadde’yi bulmama yardım eder misiniz?) gibi.

I can’t seem to read this map. – Bu haritayı okuyamıyorum.

“Sorry to bother you. I can’t seem to read this map.”

(Sizi rahatsız ettiğim için özür dilerim. Bu haritayı okuyamıyorum.) gibi.

This is my first time in the city. – Bu, şehirde ilk kez yaşıyorum.

“May I ask you a question? This is my first time in the city.”

(Size bir soru sorabilir miyim? Bu, şehirde ilk kez yaşıyorum) gibi.


Question Phrases – Soru İfadeleri


Şimdi de gittiğiniz yer hakkında soru sormaya ihtiyacınız var. “Excuse me” ya da “Sorry to bother you” gibi sorularından biri ile başlayıp, cümlenize devam edebilirsiniz.

How do I get to…? – Nasıl yapabilirim…?



“Excuse me? How do I get to Times Square?”

 Affedersiniz, Times Meydanına nasıl gidebilirim?) gibi.

Which way to…? – Hangi yoldan …?

“Sorry to bother you, but which way to Main Street?”

 (Sizi rahatsız ettiğim için özür dilerim, ancak ana caddeye hangi yoldan gidebilirim?) gibi.

Can you help me find…? – Bulmama yardım eder misiniz?

“Excuse me? Can you help me find Hotel Pennsylvania? This is my first time in the city.”

 (Affedersiniz, Hotel Pennsylvania’yı bulmama yardım eder misiniz? Bu şehre ilk kez geliyorum.) gibi.

Artık herhangi bir caddede, yolları bulmak için nasıl sorular soracağınızı biliyorsunuz. Bununla birlikte bir sohbete ya da bir soruya nasıl başlanılacağına veya belirli kelimeleri nasıl telaffuz edeceğinizle ilgili endişeleriniz varsa, bu konuyla ilgili YouTube’da onlarca video var ve hatta bazıları bir harita ile takip edip, izlemeniz dahi mümkün…

 Doğru yön tarifleri yapmak!

Eğer büyük bir turist bölgesindeyseniz, New York gibi, şans eseri birilerinin gelip, size yardım etmesini beklemek biraz işleri zorlaştırabilir. Ayrıca, doğru yön tarifi yapmak çok önemlidir çünkü ne siz ne de biz, diğer insanların kaybolmasını istemeyiz, değil mi?

Bu nedenle yol ya da yön tarifleri için doğru tanımlamaları kullanmanız gerekir.  Ve tabii kesinlikle “sağ” ve “sol” yönleri karıştırmamalısınız.  Daha basit tarifler vermek ve bu tariflerin içine mekânların isimlerini eklemek, işinizi kolaylaştıracaktır. (Böylece basit bit fiile cümleye başlayabilirsiniz. Aynı zamanda çevrenizdeki mekânların isimlerini öğrenmeniz de fayda var.)

Şimdi aşağıdaki örneklere birlikte bakalım:

Verbs

Walk along/walk straight down – Yürüyün / düz yürüyün

Walk along 6th Avenue until you find the Rockefeller Center Station.

Rockefeller Center İstasyonunu bulana kadar 6. Cadde boyunca yürüyün.


Turn left/right – Sola / sağa dön

Turn left at the intersection and the building is on the right.

Kavşakta sola dönün ve bina sağda.


Go around/over/under – Etrafında gezin / üzerinde / altına

Go over the bridge and turn left at the next stoplight.

Köprüye gidin ve bir sonraki sinyal lambasında sola dönün.


Make a left/right turn – Sola / sağa dönüş yapın

Make a left turn when you see the Hard Rock Cafe.

Hard Rock Cafe’yi gördüğünüzde sola dönün.


Head to –

Head to Hudson Theatre and you’ll see the restaurant on the right.

Hudson Tiyatrosu’na gidin ve sağdaki restoranı göreceksiniz.


Take the first/second left/right turn – Birinci / ikinci sola / sağa dönün –

Take the second right turn and the museum will be on the left.

İkinci sağa dönün ve müze solda olacak.


Continue down/Follow – Devam et / Takip et

Continue down West 45th Street until you get to the bus stop.

Otobüs durağına gelene kadar West 45th Street’e devam edin.


Follow this street for 10 minutes before turning left at West 41st Street.

West41st Street’te sola dönmeden önce bu caddeyi 10 dakika takip edin.

Spatial Prepositions – Mekansal Edatlar
Mekansal prepozisyonlar, bir şeyin başka bir şeye bağlı olarak nerede olduğunu söyler.

Beside – Yanında

Meaning: on the side of something else

The Imperial Theatre is beside the New York Marriott Marquis hotel.

İmparatorluk Tiyatrosu, New York Marriott Marquis otelinin yanındadır.


Next to – Bitişik, yanında

Meaning: to the side of, similar to “beside” but can be used if there’s nothing in between

The New York Marriott Marquis hotel is next to the Richard Rodgers Theatre.

New York Marriott Marquis otel, Richard Rodgers Tiyatrosu’nun yanında yer almaktadır.


Near – Yakın

Meaning: close, not far

The Rockefeller Center Station is near West 46th Street.

Rockefeller Center İstasyonu, West 46th Street’in yakınındadır.


To the left/right of – Sol / sağ tarafa

The post office is to the right of the corner store.

Postane köşedeki dükkanın sağındadır.


Between – Arasında

(Meaning: to have someone or something on each side)

The Broadhurst Theatre is between the PlayStation Theater and the Majestic Theatre.

Broadhurst Theatre, PlayStation Theatre ile görkemli tiyatro arasında yer almaktadır.


Behind – Arkasında

(Meaning: being at someone or something’s back)

The restaurant is just behind the metro station.

Restoran, metro istasyonunun hemen arkasındadır.


In front of – Önünde

(Meaning: if something is in front of you, it’s in a position where you can see it if you look forwards)

When you turn a corner, you’ll find yourself in front of the church.

Bir köşeyi döndüğünüzde kendinizi kilisenin önünde bulacaksınız.


Across from – Karşısında

(Meaning: on the other side of a road, river, etc.)

The New York Marriott Marquis hotel is across from the Disney Store.

New York Marriott Marquis otel, Disney Mağazasının karşısındadır.


Around the corner – Köşede

(Meaning: you’ll find something when you turn a corner (a place where two streets meet)

If you’re in front of the Disney Store on 7th Avenue, then the Saint Mary The Virgin Church is around the corner.

7Cadde’ndeki Disney Mağazasının önündeyseni, Aziz Mary Aziz Kilise hemen köşededir.


On the…street/avenue – Sokakta / sokakta

(Meaning: to be situated (located)

The Disney Store and the New York Marriott Marquis are both on 7th Avenue.

Disney Mağazası ve New York Marriott Marquis, 7 caddede bulunmaktadır.


At the crossroads/intersection – Kavşakta / kavşak noktasında

(Meaning: a place where two roads meet (especially when one is a major street)

You’ll see a big mall at the intersection of 6th Avenue and West 51st Street.

6 Avenue ve West 51st Street’in kesiştiği yerde büyük bir alışveriş merkezi görürsünüz.

Nouns – İsimler
Yol tarifi verirken yer işaretlerini kullanmak, adres arayan kişinin işini kolaylaştırır

Bridges – Köprüler

Cross the bridge and the hotel is on the first street on the left.

Köprüden geçin ve otel soldaki ilk sokaktadır.


Parks

Walk past the park, and keep going straight until you see the sign for the museum.

Parkın ötesine yürüyün ve müzenin işaretini görene kadar devam edin.


Churches – Kiliseler

McDonald’s is past the church on West 51st Street.

McDonald’s, West 51st Street’teki kiliseyi geçti.


Squares – Meydanlar

Times Square begins at the intersection of Broadway and 7th Avenue.

Times Meydanı, Broadway ve 7th Avenue’nin kesiştiği noktadan başlar.



Yaşadığınız şehirde ya da semtte alışveriş merkezleri, resmi binalar, büyük caddeler, parklar, meydanlar ya da dükkânlar ya da kafeteryalar gibi yerleri bilmek adres tariflerinde oldukça yararlıdır.

Kırsal kesimde veya yürüyüş parkurunda yol tarifi veriyorsanız muhtemelen büyük ağaçlar, hızlı akan bir nehir ya da tepelerin isimleri gerekecektir.

İngilizce Olumlu Olumsuz Cümleler ve Anlamları

Genel cümle yapısı: Özne(subject) esas fiil(verb) diğer şeklindedir. Üçüncü tekil şahıs(he, he, it) ile kullanımında fiile -es takısı alır.

The simple present- Geniş zaman Olumlu cümle yapısı

I smoke every day.(Ben hergün sigara içerim.)
You work a lot. (Sen çok çalışırsın.)
He goes school every morning.(O her sabah okula gider.)
We run until end of racecourse.(Biz parkurun sonuna kadar koşarız.)
They travel all arround world every summer.(Onlar her yaz tüm dünyayı gezerler.)



The simple present- Geniş zaman Olumsuz cümle yapısı
Ana fiilden önce do not getirilerek yapılır. Genellikle Don't şeklinde kısaltılır.

Üçüncü tekil şahıs(he, he, it) ile kullanımında ise does not getirilir. Doesn't şeklinde kısaltılır. Bu durumda fiile -es eklenmez yani yalın hale dönüşür.

I don't (do not) smoke every day.(Ben hergün sigara içmem.)
You don't (do not) work a lot. (Sen çok çalışmazsın.)
He doesn't (does not) go school every morning.(O her sabah okula gitmez.)
We don't (do not) run until end of racecourse.(Biz parkurun sonuna kadar koşmayız.)
They don't (do not) travel all arround world every summer.(Onlar her yaz tüm dünyayı gezmezler.)

The simple present- Geniş zaman Soru cümle yapısı
Soru şeklindeki cümlelerde do cümle başına getirilir, fakat özne üçüncü şahıs ise(he, she, it) do yerine does kullanılır.

Do I smoke every day ?(Ben hergün sigara içer miyim ?)
Do you work a lot ? (Sen çok çalışır mısın ?)
Does he go school every morning ?(O her sabah okula gider mi ?)
Do We run until end of racecourse ?(Biz parkurun sonuna kadar koşar mıyız ?)
Do They travel all arround world every summer.(Onlar her yaz tüm dünyayı gezerler mi?)

The simple present- Geniş zaman olumsuz soru cümle yapısı
Olumsuz soru haline getirilien bir geniş zaman soru cümlesinde bulunan fiilden önce not getirilir.

Do I not smoke every day ?(Ben hergün sigara içmez miyim ?)
Do you not work a lot ? (Sen çok çalışmaz mısın ?)
Does he not go school every morning ?(O her sabah okula gitmez mi ?)
Do we not run until end of racecourse ?(Biz parkurun sonuna kadar koşmaz mıyız ?)
Do they not travel all arround world every summer.(Onlar her yaz tüm dünyayı gezmezler mi?)

The simple present- Geniş zamanın kullanımı, kullanım yerleri

Her zaman yapılan ve tekrarlanan olayları ve fiilerin anlatımı için kullanılır.

She watches television every evening at home.(O her akşam evde televizyon izler.)
Every winter snows.(Her kış kar yağar.)

Bu durumlarda sıklık zarfları kullanılır. B uzarflar genelde fiillerin önünde yer alır.

frequently sık sık
Often sık sık
occasionally arada sırada
usually genellikle
regularly düzenli olarak
always her zaman
every her
sometimes bazan
generally genellikle
seldom seyrek olarak
never asla, katiyen

Tarihi olayların anlatımında kullanılır.
Gezi programlarında kullanılır.
Masal anlatımında kullanılır.
Genel gerçekleri açıklarken kullanılır.
Emir ve talimat bildirimlerinde kullanılır.


İngilizce olumlu ve olumsuz cümleler

Bu dersimizde ingilizce olumsuz basit cümlelerin yapılışını göreceğiz değerli ingilizce öğrencileri.
Hatırlarsanız bundan önceki derslerimizde ingilizcede çok basit tanım cümlelerini (örn: ben bir öğrenciyim, sen bir öğretmensini o bir bakkaldır gibi) görmüştük, daha sonra ingilizce soru cümlelerini ve çoğul cümleleri gördük.
Şimdiki dersimizde ise daha önceden görmüş olduğumuz bu tür cümlelerin olumsuzlarını göreceğiz.Türkçe açıklamak gerekirse:

Olumlu Cümle : Ben bir öğreciyim
Olumsuz Cümle : Ben bir öğreci değilim

Olumlu Cümle : O bir belediye başkanıdır
Olumsuz Cümle : O bir belediye başkanı değildir

Olumlu cümle ile olumsuz cümle arasındaki farkı gördünüz.Şimdi ingilizcede olumsuz cümlelerin nasıl yapıldığına bakalım.
OLUMLU CÜMLE
ÖZNE + YARDIMCI FİİL + NESNE
OLUMSUZ CÜMLE
ÖZNE + YARDIMCI FİİL + NOT + NESNE

Yukarıda ingilizcede olumlu cümle ve olumsuz cümle kalıplarını verdik.Görüldüğü gibi ingilizce olumsuz cümle yaparken yardımcı fiilden sonra yani AM / IS / ARE den sonra NOT kelimesi geliyor.
Not kelimesi cümleye olumsuzluk anlamı katmaktadır.Bu not kelimesi daha sonraki derslerimizde de sık sık karşınıza çıkacaktır.
Şimdi ingilizce olumsuz cümle yapalım ve örnekler çözelim:

Olumlu Cümle : I am a teacher : Ben bir öğretmenim
Olumsuz Cümle : I am not a teacher : Ben bir öğretmen değilim

Olumlu : You are a student : Sen bir öğrencisin
Olumsuz : You are not a student : Sen bir öğrenci değilsin

Olumlu : It is a cat : O bir kedidir
Olumsuz : It is not a cat : O bir kedi değildir

Olumlu : It is an apple : O bir elmadır
Olumsuz : It is not an apple : O bir elma değildir

Olumlu : It is an animal : O bir hayvandır
Olumsuz : It is not an animal : O bir hayvan değildir

Olumlu : I am hungry : Ben açım
Olumsuz : I am not hugry : Ben aç değilim

Olumlu : It is a book : O bir kitaptır
Olumsuz : It is a not book : O bir kitap değildir

Sanırız ingilizce olumsuz cümleler konusu anlaşılmıştır.
Cümlelerde gördüğünüz is not ve are not genellikle kısaltılmış biçimde kullanılırlar.Kısaltılmış biçimleri şu şekildedir:
is not = isn’t
are not = aren’t

Ayrıca I am, you are, he is gibi özne ile yardımcı fiiller de kısaltılmış biçimde yazılabilir.Yani şu şekilde:
I am = I’m
You are = You’re
He is = He’s
She is = She’s
It is = It’s
We are = We’re
You are = You’re
They are = They’re

Şimdi de kısaltılmış örneklerimizde verelim:

I am a teacher : Ben bir öğretmenim
I’m a teacher : Ben bir öğretmenim

You are a teacher : Sen bir öğretmensin
You’re a teacher : Sen bir öğretmensin

He is a teacher : O bir öğretmendir
He’s a teacher : O bir öğretmendir

I am not a teacher : Ben bir öğretmen değilim
You aren’t a teacher : Sen bir öğretmen değilsin
He isn’t a teacher : O bir öğretmen değildir

Bu dersimizde ingilizce olumsuz cümleleri görmüş olduk.İlerleyen derslerimizde ingilizce tenseler yani zamanları göreceğiz, bu arada belirtelim ki, ben bir öğretmenim, o doktordur gibi tanım cümleleri geniş zamanda kurulmuş olan cümlelerdir.